Yazı Detayı
18 Nisan 2014 - Cuma 08:22 Bu yazı 41428 kez okundu
 
SİT ALANI
T.Alp Aslan
eksperalp@gmail.com
 
 

SİT ’in ne olduğunu hepiniz biliyorsunuz. Fransızca “eski güzel yerleşme” anlamına gelen site kelimesinden dilimize geçmiş bir kelime.

Sit alanları derece derecedir. Birinci derecedeki sit alanlarına çivi bile çakamazsınız. 2 ve 3. Derece sit alanlarında kontrollü ve izin almak şartı ile bir takım çalışmalar yapılabilir.

Bizim sigorta sektörü de sit alanı ilan edilmiş. Kim ne zaman ne için Sit ilan etmiş bilinmiyor.  Sigorta sektörü “eski ve güzel bir yerleşme” ama birileri kötü yerleşmiş çıkmıyor . Çatısı akıyor, rüzgar bir duvardan girip diğer duvardan çıkıyor. İzin alınarak çatısına naylon seriyoruz, duvarlara kontrplak çakıyoruz içinde barınmaya çalışıyoruz.

Tabi ki bu durumda görüntü tam bir harabe tam bir garabet halini alıyor. İçeridekilerin hepsi mutsuz, dışardan bakanlarında yürekleri burkuluyor onlarda mutsuz oluyorlar.

Peki bu mutsuzluğu ortadan kaldırmak için ne yapmalı ?. İlk olarak sektörü sit alanı olmaktan çıkarıp imara açmamız gerekir.

İmar planı hazırlığına önce sektörün bağımsızlığından başlamak gerekir . Sektörümüz her yerde bankacılık ile birlikte anılıyor. Birlikte anılıyor ama bankacılık sektörü Bankacılık Düzenleme ve Denetim Kurumu (BDDK) ‘ya bağlı. 5411 sayılı Bankacılık kanunun 82. Maddesi BDDK ‘nın kuruluş ve yapılanması ile ilgili. Peki Sigorta sektöründe neden Sigorta Düzenleme ve Denetim Kurumu (SDDK) yok ? .

SDDK kurulup Sigortacılık sektörü de SDDK ‘ya bağlansa fena mı olur ? Sektörün bütün unsurlarından birer ikişer temsilcinin yer alacağı bu kurum 7/24 mesaisini Sigorta sektörünün yeniden yapılanmasına harcasa fena mı olur. ? Sanırım çok da güzel olur.

Bu yeniden yapılanma da Türkiye’nin sosyolojik ,ekonomik, politik ve hatta psikolojik yapısı göz önüne alınarak yapılmalıdır. Neden mi ?nedeni basit. Türkiye olarak kendi insanımıza güvenmiyoruz. Türk insanı yeni bir şey yapamaz , yeni bir şey üretemez fikri kemiklerimize kadar işlemiş. Bu konuda atasözümüz bile var. “ Başımıza icat çıkarma” dememiş mi eskiler.

Basit bir örnek vereyim. Ege Sigorta Eksperleri Derneği olarak özel bir üniversitede “Risk Mühendisliği Fakültesi” kurmanın yollarını aradık. Her türlü hazırlık yapıldı sonunda YÖK duvarına tosladık. YÖK mevzuatına göre Türkiye de olmayan bir fakülte kurmak isterseniz müracaatınızda dünyadan 3 örnek göstereceksiniz.  Bildiğimiz kadarı ile Risk mühendisliği fakültesi sadece Fransa da Bordeaux üniversitesinde var. Diğer eğitim kurumları yüksekokul ve enstitü düzeyinde.

Millet olarak mantığımız şu ; birinci, ikinci, üçüncü olma , dördüncü olabilirisin. Halbuki her konuda ilk üç makbuldür. İlk üçe madalya verilir. İlk üçten sonrasına ise mansiyon . Yani anlayacağınız madalya almaya niyetimiz yok, mansiyona razı bir toplumuz.

Artık bu kafa yapısını bir kenara bırakmamız gerekir. Kendimize özgü, ülke dinamiklerine uygun bir mevzuat yapmamız gerekir. Herkesin mutluluğu için bu garabet yapının bir an evvel yıkılıp yerine son teknoloji ile donatılmış bir rezidans yapılması lazım .Yoksa yurtdışı mevzuatı tercüme edip kopyala yapıştır şeklinde bir yeniden yapılanma olacaksa hiç zahmet edipte böyle bir kurum kurma çabasına girilmemeli.

Saygı ve sevgi ile kalın,

 
Etiketler: SİT, ALANI
Yorumlar
Haber Yazılımı